25 Haziran 2017 Pazar

Gözaltı morluğuna ne iyi gelir

Son birkaç aydır gözaltımda beliren morluklara artık bir dur demek için kolları sıvadım ve başladım bilge adam Googledan araştırmaya. Araştırma sürecinde bitkisel yağlardan, yoğurda kadar pek çok tarifle karşılaştım.
Ben bitkisel yağları göz altıma kullanmaktan özellikle uzak durmayı tercih ediyorum çünkü yağ bezesi yapma ihtimalini de düşündüm. Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak istemiyorum doğrusu.
Ve sonunda kendim için en uygun bulduğum aklıma en çok yatan gözaltı morluk kürünü uygulamaya karar verdim; patates kürü.
Patates kürü:
Bir küçük pişmemiş patatesi soyuyoruz ve rendeliyoruz. Temiz bir tülbentin içine koyarak 30- 45 dakika arası göz altlarımıza koyuyoruz. Gözün üzerine değil mor olan bölgeye daha sonra ılık suyla yıkıyoruz. Bu aşamadan sonra ben gülsuyu ile toniklemeyi tercih ediyorum. Nemlendirici ve rahatlatıcı özelliğinden dolayı.
Ayrıca öğrendiğim bir şey daha var ki patatesin cilt rengini açma özelliği varmış. Yani biraz artan suyu yüzünüze sürüp bekletirseniz aydınlık bir cilde sahip olabilirsiniz. Tabii her şeyden önce patatese alerjiniz var mı? Cildiniz aşırı alerjik mi bilmelisiniz.

Ben denemeye başlıyorum haftada bir uygulayıp sonucu tam bir ay sonra paylaşacağım.

22 Haziran 2017 Perşembe

BEŞ YAŞ SENDROMU- BEŞ YAŞ PSİKOLOJİSİ

Ne oldu benim minik meleğime. Daha öncede dönüşümler yaşamıştık bu seferki de bir başka çıktı.

Kızım bazen bana eskiden olduğu gibi yakınken ya da uyumluyken, usluyken bazen de bana mesafeli sanki 18 yaşında özgür bir bireymiş gibi davranıyor.

Sokakta daha çok el bırakmak istiyor, daha çok talepte bulunuyor mağazaları gezerken özellikle. Sabah okula giderken çoğu kez bir bahane bulup ağlıyor, ya ayakkabısı sıkıyor ya eteği belinden düşüyor. Ve bunun gibi birçok şey.

Biraz araştırınca bunun çocuklarda olması gereken bir süreç olduğunu ve adının da efendim beş yaş sendromu (5 yaş sendromu, 4- 5 yaş sendromu) olduğunu öğrendim. 5 yaş çocuk psikolojisi  değişimini kucaklayıp onlara yardım etmemiz gerektiğini ve bu süreci kazasız belasız atlatmamız gerektiğini de.

Çünkü bu yaşlarda bizim ona davranışlarımız ilerde o içe dönük mü dışa dönük mü olacak, karşılaştığı sorunlara nasıl çözümler bulacak, hayatla nasıl baş edecek tüm bunların temellerini atıyormuş.

Artık ağladığında ya da sinirlendiğinde halıyı çekiştirip,  minderleri dağıttığında bunu bana karşı yapmadığını vücudundaki hormonel ya da sinirsel ya da sebep neyse bunların etkisiyle yaptığını biliyorum. Böyle anlarında onu kucaklayıp sakinleştiriyorum. Kendi ergenlik sürecimi hatırlıyorum iç sıkıntılarımı.

Sorunlarına ayakkabısına, eteğine, arkadaşları ile ilgili olanlarına hepsine yaklaşırken bir yetişkine yaklaşıyormuş gibi yapıyorum. Önceden yapmıyor muydum?   O benim minik meleğimdi ve hep öyle kalacaktı modundaydım. Ama artık biliyorum ki büyüyor.

Sorduğu soruları ciddiyetle dinliyorum ve ciddiyetle cevap veriyorum.

Deneyimlemek istediği tüm atlamalar, zıplamalar, ( tabi ki tehlikeli olmayacak şeyler. Tutup ağaç tepelerinde gezdirmiyorum. Gerçi önümüz yaz tatili ben memlekete gittim mi oda çıkmak isterse bir ağaca bir şekilde ayarlayabilirim galiba), kek yapmak istemeler, dolap kapağını boyamak istemeler, istemeler... tüm bunlar için çevre düzenini sağlıyorum ve bunu denemesi başarması yada başaramaması için fırsat sunuyorum. 

Uykuya geçmeden önceki kitap sayısını üçe masal sayısını bire yükselttik. Bu yaşlarda kazanılıyormuş okuma alışkanlığı.


Bu arada önümüzde 6 yaş ergenliği diye de bir şey varmış. Müjdemi isterim .J